17 Ağustos günü işten yeni eve gelmiştim. Bulunduğum şehir Atlanta ile Gölcük arasında tam 7 saat fark vardı. Akşam saat 7 gibi eve gelmiştim. Hemen bilgisayarımın başına geçip Kocaeli grubu chat odasına girip, Gölcük’lü arkadaşlarımla konuşuyordum. Yaklaşık 1 saat sonra bir anda tüm arkadaşlarım hattan koptu. Aslında hattan değil hayattan kopmuşlardı..
Ben Türkiye’deki internet hatlarında bir problem oluştuğunu düşürnürken, bir anda gözüm CNN International’a kaydı. Alt yazı olarak İstanbul’da bir deprem olduğu ve çok fazla ölü ve yaralı olduğunu yazıyordu. İlk aklıma gelen İstanbul’da yaşayan ablam oldu. Hemen telefona sarıldım. Şanşlıydım çünkü ablama ulaşmayı başarmıştım. İyi durmdaydı ve sahilde bir yerlere çıktıklarını fakat Gölcük’te yaşayan aileme ulaşamadığını söylüyordu. Hemen Gölcük’teki evi aramaya koyuldum. Ev telefonu çalıyordu ama cevap veren yoktu. İçim biraz rahatlamıştı. Telefon çaldığına göre bizimkilerde herhangi bir hasar yoktur diye düşündüm. Yanılmışım. O andan itibaren bir daha evin telefonu çalmadı. Malesef yanıma tatile gelmeyi düşünen canım annem o anda enkaz altında hayata veda etmişti.
Aradan tam 8 yıl geçti. Birçok tanıdık ve arkadaşlarım depremde hayatlarını kaybettiler. Aileler kayboldu. Anne ve babaları’nın cenazelerini bulamayan arkadaşlarım var. Ben şanslıyım. Sevgili annem, canım babamın yanında huzurlu bir şekilde yatıyor. Abim ve ablalarım hayatta. Tek tesellim bu zaten.
Dediğim gibi aradan tam 8 yıl geçti. Bu süre içersinde Gölcük’te aslında hiçbir şey değişmedi. Ağır hasarlı evlerine az hasarlı raporu aldı insanlar. Bu evleri başkalarına kiraladılar. Yani anlayacağız hiç bir ders almış değiliz.
Canım devletim 60.000 olan ölü sayısını 12.000 olarak açıkladı. Çok komik değil mi? Bu rakamı ben tanıdıklarımı sayarak verebilirim. Sadece bizim oturduğuz mahallede 1.000 ile 2.000 kişi arasında ölü var. Vergi alamama korkusu malesef depremin önüne geçti.
2007 yılına gelindiğinde yukarıda da dediğim gibi Gölcük’te değişen birşey yok. Değişen tekşey modern Gölcük’ün daha tutucu ve kapalı bir hale gelmiş olması. İnsanlar tamamen kadere teslim olmuş durumda. Kaderlerini çürük yapı yaparak kendilerinin yarattıklarının farkında değiller. Allah’ın takdiri deyip bu işin günahının aslında insanlarda olmadığını söylüyorlar. Yazık….
Yıkılmış evimizden geriye kalan sadece salonumuzda duran bir duvar saati. Şu anda İstanbul’daki evimde ve tam 03.02′de durmuş durumda. Ve hiçbir zaman daha ileri gitmeyecek.
Tarih: 17 Ağustos 1999
Yer : Gölcük
Şiddet: 7.04
UNUTMA, UNUTTURMA..
Canım anneme…..





“merhaba” güzel duygular için teşekkürler,
başınız sağolsun.bizde gölcük depremizamanı depremi yaşadık.Allah korudu bize birşey olmadı.BAŞINIZ SAĞOLSUN
Rabbim bu acılar birdaha yasamaması dileğiyle yazıyorum.Başınız sağolusun taktiri ilahi bisze bişi olmandan cıktık evlerden ama cıkamayanları cok cabuk unuttu bu millet bende körfezde yasadım depremi tekrar başın sağolsun..
biz insanoğlu nankörüz biz bunu fazlasıyla hakettik ama hala bundan ders cıkaramayan birsürü insan var allah inş aynı acıyı bidaha yasatmaz basınız sağ olsun….
Hocam başın sağolsun…